Ceza Davalarında Dolandırıcılık Suçu İspatı
- Bulut Ozan Irmak

- 20 Eki 2025
- 2 dakikada okunur
1. Giriş
Dolandırıcılık suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 157 ve 158. maddelerinde düzenlenen, hileli davranışlarla bir kimsenin aldatılarak menfaat temin edilmesi fiilidir. Bu suç, modern ekonomik ilişkilerin artmasıyla birlikte gerek bireysel gerekse ticari yaşamda en sık rastlanan ceza davalarından biri haline gelmiştir.Ceza yargılamasında dolandırıcılığın ispatı, yalnızca mağdurun beyanına değil, aynı zamanda hile unsurlarının somut delillerle ortaya konulmasına dayanır.
2. Hukuki Dayanak
Türk Ceza Kanunu (TCK) m.157: Basit dolandırıcılık
TCK m.158: Nitelikli dolandırıcılık
Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.217: Delillerin değerlendirilmesi
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları
3. Dolandırıcılığın Unsurları
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için üç temel unsurun bir arada bulunması gerekir:
Hileli Davranış: Failin, mağduru kandırmaya yönelik aktif eylemler gerçekleştirmesi.(Örnek: Sahte evrak düzenleme, gerçeğe aykırı bilgi verme, kimliğini gizleme vb.)
Aldatma ve İrade Sakatlanması: Mağdurun bu hileye inanarak iradesini sakatlaması.
Haksız Menfaat Elde Etme: Failin bu eylem sonucunda kendisine veya başkasına çıkar sağlaması.
4. Nitelikli Dolandırıcılık
TCK m.158’e göre bazı durumlarda suçun cezası ağırlaştırılır. Bunlar arasında:
Kamu kurumlarının araç olarak kullanılması,
Banka veya kredi kurumlarıyla ilişkilendirilmesi,
Bilişim sistemleri üzerinden işlenmesi,
Sigorta bedeli almak amacıyla işlenmesi,
Dini duyguların istismar edilmesi.
Bu hallerde failin cezası 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır.
5. İspat Süreci
Ceza davalarında dolandırıcılık, karmaşık delil yapısı nedeniyle ispatı zor bir suçtur.Mahkeme, failin kastını ve mağdurun aldatılma derecesini objektif delillerle tespit etmek zorundadır.
Delil Türleri:
Sözleşmeler, senetler, fatura ve yazışmalar,
Banka hareketleri, hesap dökümleri,
Ses kayıtları, mesajlaşmalar, e-posta yazışmaları,
Tanık beyanları, bilirkişi raporları,
Kamera kayıtları veya dijital deliller.
6. Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar
Hilenin sınırının somut olaylarda tespiti,
Mağdurun basit bir hatasıyla aldatma arasındaki farkın belirlenmesi,
Delil yetersizliği nedeniyle beraat kararları,
Ticari ilişkilerde borç-alacak uyuşmazlıklarının dolandırıcılık olarak nitelendirilmesi.
7. Yargıtay İçtihatlarından Örnekler
Yargıtay 15. CD, 2021/4521 E., 2022/3165 K.: “Basit borç-alacak ilişkilerinde aldatma kastı bulunmadıkça dolandırıcılık suçu oluşmaz.”
Yargıtay CGK, 2020/123 E., 2021/95 K.: “Failin hileli davranışı, mağdurun denetim olanağını ortadan kaldıracak ölçüde yoğun olmalıdır.”
Yargıtay 11. CD, 2019/756 E., 2020/4824 K.: “Bilişim sistemleri aracılığıyla yapılan hileli işlemler, nitelikli dolandırıcılık kapsamındadır.”
8. Çözüm ve Hukuki Öneriler
Mağdurlar, dolandırıcılık şüphesi halinde vakayı belgeleyen tüm yazılı ve dijital delilleri muhafaza etmelidir.
Şikâyet dilekçesi Cumhuriyet Savcılığına yapılmalı ve somut deliller sunulmalıdır.
Maddi zararın tazmini için ceza davasına katılma veya ayrıca tazminat davası açılması mümkündür.
Failin mal varlığına ihtiyati haciz veya tedbir kararı talep edilerek mağdurun zararı güvence altına alınabilir.
9. Sonuç
Dolandırıcılık suçları, hem bireyleri hem de ticari hayatı doğrudan etkileyen ciddi ekonomik suçlardır. İspat sürecinde yalnızca mağdurun beyanı yeterli olmayıp, hileli davranışların somut delillerle desteklenmesi gereklidir. Yargıtay uygulamaları da göstermektedir ki, dolandırıcılık davalarında başarı, delil bütünlüğünün sağlanması ve kastın net biçimde ortaya konulması ile mümkündür.


Yorumlar